Adnan Saka

Website bağlantısı:

Aliağa'nın mevcut durumu, sanayileşmedeki hızı, yatırımlar ve basında çıkan haberler Aliağa'nın popülerliğini korumasına hatta arttırmasına neden oluyor.

Bu durumun iyi yönleri olduğu gibi, bazı olumsuz yönlerinin, etkilerinin de olduğu kanısındayım. Nüfus Müdürlüğü'nün kayıtlarına bakıldığında Aliağa'nın son yıllarda ne denli dış göç aldığı net şekilde görülmektedir. Bu durum tespiti, benim şahsi değerlendirmelerimin sonucu değil, devletin resmi rakamlarının söyledikleridir.

Herhangi bir mesleki eğitimi olmayan ya da herhangi bir meslek grubuna dahil olmayan bir çok kişinin Aliağa'ya gelerek iş talebinde bulunduğunu görüyoruz. İnsanların risk alarak Aliağa'ya kalkıp gelmelerinin temel nedenlerinin araştırılması gerekmektedir. Bunda, fabrika sahiplerinin ya da işletmecilerinin, yatırımcıların iyi niyetli olarak basına vermiş oldukları beyanatların etkisi büyüktür. Basında ya da yayın organlarında bu beyanatları duyan vatandaşlarımızın, yatırımların ne kadar süreceğini bilmeden, Aliağa hakkında fikir sahibi olmadan, kendisini neyin beklediğini bilmeden kalkıp Aliağa'ya geldiklerini görüyoruz.

Buradaki sıkıntı tabiki vatandaşın Aliağa'ya gelmesi değil, sıkıntı; ne basına iyi niyetli beyanatları verenler ne de Aliağa'yı potansiyel iş alanı olarak görenler Aliağa'nın sosyal altyapısı hakkında fikir sahibi değiller. Aliağa'nın sağlık kuruluşları yeterli midir? Eğitim kurumları genç nüfusun ihtiyaçlarını karşılayabiliyor mu? Yeterli sayıda okul, derslik mevcut mu? İnsanları taşıyacak toplu taşıma araçları yeterli mi? Burada yaşayacak insanların sosyal yaşam mahalleri, misafirlerini ağırlayacakları sosyal yaşam mekanları, gençlik için faydalı vakit geçirmelerini ve eğitimlerine yardımcı olacak sosyal donatı alanları var mı? Yok mu? Kaldı ki bir taraftan da Aliağa'da konumlanmış olan sanayi kuruluşları teknik eleman veya mesleki eğitimini iyi almış, konusunda uzman eleman sıkıntısı çekiyorlar. Bu gibi mesleksiz insanlarımıza güçlü mesleki eğitim verecek, mesleki eleman eksikliğinin tamamlanması için kurumların bu konuda da herhangi bir hazırlığı, koordinasyonu ve birlikteliği yok. Bu konular üzerine de ancak bir planlama ve hazırlıkla, eğitim kurumları, yerel yönetimler ve sivil toplum örgütleri koordineli olarak bir araya gelir bir planlama yapılabilirse bu mesleksizlik sorunları artı duruma çevrilerek, bu durumdan fayda çıkarılabilir. Tabiki bunlar da kurumların bir araya gelerek planlama yapmasıyla olabilir.

Biz Ticaret Odası olarak zaman zaman çok çeşitli mesleklerde eğitimler veriyoruz, insanlarımızı sertifikalandırıyoruz. Ancak bu yeterli oluyor mu diye sorarsanız hayır, yeterli olmuyor. Daha çok eğitimle daha çok eğitilmiş, meslek sahibi yapılmış kimselerin olması, daha az işsiz demektir diyoruz. Bu yüzden planlı, programlı ve işbirlikçi olmak hem bölgeye hem de ülkeye yarar sağlayacaktır.

Ayrıca biz Ticaret Odası yönetimi olarak yıllarca Aliağa bölgesinin, diğer odalar da kendi bölgelerinin (Menemen, Kuzey Ege ve Bergama) sanayi yatırımlarının yalnızca Ankara'dan değil İzmir Büyükşehir Belediyesi ile yerel yönetimlerin tamamının içinde olduğu kurullarca tespit edilerek planlanması gerektiğini söyledik ve bunu öngören çalışma olarak da Organize Sanayi Bölgelerini (Menemen plastik OSB, ALOSBİ, Bergama OSB) planladık. Ancak münferit planlamalar ile de fabrika kurmak mümkün olunca birçok kuruluş ve kişi Organize Sanayi Bölgelerine itibar etmeyince, buna bir de teşvik yasasının Manisa gibi Aliağa'ya çok yakın bir yerde büyük avantajlar sağlaması sonucu, planlanan OSB'ler iyi çalışamaz duruma gelmiştir. Bunun üzerine biz hükümetimize yeni hazırlanan teşvik yasasında, OSB'lerin dikkate alınması, bilhassa da sektörel bazda teşviklerin uygulanması gerektiğini belirttik.

Yukarıda bahsi geçen yatırımcıların yapacakları yatırımların kimi 5 yıl kimi 10 yıl kimi 10 yıldan da fazla sürecek. O zaman, zaten Aliağa'da birçok vasıfsız işsiz varken, yatırımların gerçekleşeceği süre zarfında göç eden vatandaş nerede çalışacak, nasıl iş bulacak, hangi şartlarda yaşayacaklar, geçimlerini bu insanlar nasıl sağlayacaklar bu konuların

incelenerek hazırlık yapılması gerekir.

Belki üzücü ama gerçek o ki, tüm bu soruların cevabını ne yatırımcılar, ne işletmeciler, ne fabrika sahipleri biliyorlar ne de Aliağa'ya göç eden vatandaşlar biliyor.

Bu söylediklerimden hiç kimse yatırımlara karşı çıktığımızı düşünmesin. Net olarak ifade etmek istediğim düşünce yazdıklarımdan da anlaşılacağı üzere, yatırımların sosyal profilinin ve sosyal altyapısının en başından hazırlanması, yerel yönetimlerin, sivil toplum örgütlerinin, yörede yaşayan insanların da planlamanın içine dahil edilmesi yönündedir. Önemli olan ben Ankara'dan ruhsatımı alırım, yatırımımı yaparım demek değil, yerel yönetimlerle beraber her türlü ekonomik, sosyal ve çevresel değerleri göz önüne alarak ruhsatımı alırım ve yatırımımı yapar istihdam sağlarım diyebilmektir diye düşünüyorum.

Sayfa 2 / 2