Devletin Her Türlü Desteğinden Faydalanmalıyız

Salı, 03 Ocak 2012 11:30 Yazan&Gönderen  Adnan Saka

Dünya büyük bir ekonomik krizle boğuşuyor. Batmaz denen bankalar batıyor, dünyanın en büyük firmaları ya küçülüyor ya da kapanıyor.

Tam da, dünya ekonomisinin böyle darboğaza girdiği dönemde Türkiye ekonomisi büyüyor, istatistikler büyüdüğünü gösteriyor. Ancak cari açık da ciddi anlamda büyüyor ve bu konuda acil önlemler alınması gerekiyor. Devlet bu konudaki uygulamaları ile hassasiyetini ortaya koyuyor ve yeni projeler açıklıyor, yeni hibeler sunuyor, teşvik paketlerinde yenilikler yapıyor.

Bizler, ticaretin içindeki kişiler neler yapıyoruz peki? Devletin getirdiği ya da getireceği yeniliklere ayak uydurabiliyor muyuz? Yeni bir teşvik paketi açıklandığında işletme olarak o teşvik paketinin hangi noktasında olduğumuza bakıyor muyuz? Yeni bir destek ya da hibe programı açıklandığında bunlardan yararlanabilir miyiz diye düşünüyor muyuz? Hepimiz biliyoruz ki, cari açığın kapanması için, en azından cari açıktaki büyümenin durması için ihracat yapmalıyız, ithalatı azaltmalıyız. Peki ihracat yapan firmalar olarak ihracatımızı artırmak için neler yapıyoruz, imalatçı firmalar olarak ithalatı düşürmek için neler yapıyoruz?

Ben diyorum ki devletin tek taraflı uygulayacağı yatırım politikaları, biz ticaretle uğraşanlardan karşılık bulmadığı sürece başarılı olma yolunda zorlanacaktır. Bu yüzden ısrarla sesleniyorum, bir teşvik programı, bir destek ya da hibe programı açıklanırsa inceleyelim, nerede olduğumuzu, devletin ne kazanacağını, bizim ne kazanacağımızı görelim

Biz Ticaret Odası olarak gerek eğitimlerle, gerek de Aliağa ticari hayatına olumlu yansıyacağını düşündüğümüz konularda sık sık etkinlikler düzenliyoruz. Bunun son iki örneğini Ekim ayı içinde yaşadık.

Birincisi, cari açık tehdidine karşılık KOBİ’lerin ihracat yönlendirilmesi ve ihracatta verimlilik artırma eğitimi verdik. Bu eğitim uluslararası bir faaliyet olan 37 ülkede eşzamanlı uygulanan Avrupa KOBİ Haftası etkinlikleri kapsamında verildi. Ayrıca belirtmek isterim ki bu etkinliğe Oda olarak sadece biz katıldık. Eğitimi, Bilim, Sanayi Teknoloji İl Müdürlüğü Verimlilik Uzmanı Murat Açık ve Gediz Üniversitesi Öğretim Görevlisi Mutlu Yılmaz verdiler.

İkincisi ise, KOSGEB’in önemle üzerinde durduğu, İzmir’de iki örneğini uygulamaya koyduğu “ İşbirliği Güç Birliği Destek Programı” detayları ile KOSGEB İzmir Kuzey Hizmet Merkezi Müdürü Kazım Akgün tarafından detayları ile anlatıldı. Gazetemizde detayları yer alan bu destek programı kapsamında şunun altını ısrarla çizmek istiyorum. Devlet diyor ki işletmesini büyütmek isteyen var mı? Varsa gelin size 250 Bin TL vereyim. Siz de biraz fedakarlık yapın, en az üçü aynı sektörden beş işletme bir araya gelin yeni işletme sahibi olun. Bunu yaparken de mevcut işletmelerinizi kapatmayın. Ben de diyorum ki daha ne yapılması gerekiyor. Gürültüyü, kavgayı, anlaşmazlıkları bir kenara bırakalım, profesyonelce hareket ederek, mantığımızla düşünelim ve küçük işletmeler olarak yarının büyüklerine yem olmayalım. Bu konuda hassas davranalım, devlet bize her elini uzattığında da birimiz o eli muhakkak yakalamaya çalışalım. Hem Aliağa, hem ülkemiz hem de bizler buradan kazanım elde edelim.

YATIRIMLARIN ALİAĞA’YA ETKİLERİ VE SOSYAL YANSIMALARI

Yazımın son bölümünde ise, çok önemli olduğunu düşündüğüm bir konuya değinmek istiyorum. Biz bulunduğumuz Coğrafya gereği liman ve iskele konularında devamlı gelişme gösteriyoruz. Ancak sadece limanını yapıyoruz. Ne yolunu düşünüyoruz, ne de depolama alanlarını düşünüyoruz. Liman yapılsın da gerisi bir şekilde hallolur diyoruz. Ama öyle olmuyor, yatırım eksik kalıyor. Bunun örneğini Aliağalı birçok vatandaşımızın da bildiği gibi Aliağa liman ve iskeleler yolunda yaşıyoruz. Planlama merkezden yapılınca ve tüm detayları ile yapılmayınca bugün bunları konuşmak durumunda kalıyoruz. Bu planlamalara yerel yönetimlerin katılamamasının net sonucudur.

Bu tür merkezden düşünülerek planlanan yatırımların toplum üzerinde sosyal yansıması da söz konusu oluyor. Sosyal yaşam bu kadar hızlı göç alan şehrimizin en önemli eksikliklerinden biridir. Sosyal yaşamın içinde kastettiğimiz bu nüfusa ve gelecek olan göç nüfusuna göre okul, hastane, sosyal yaşam mahalleri, aktivite alanları e yapımları, donatılarıdır.

Bugün Aliağa’mızda akşam olunca insanlarımızın yaşam mahalleri çok sınırlıdır. Ne bir gençlik merkezi, ne bir alışveriş caddesi, ne de bir sosyal alan maalesef mevcut değildir. Hele kış olunca bu sıkıntı daha da artmaktadır ve insanlarımız vakit geçirmek ve sosyal yaşam için Karşıyaka’ya, İzmir veya yakın diğer yaşam mahallerine gitmektedirler. Tabiki bu durum, ilçemizin ekonomik durumunu da yansıtmakta olup, insanlarımız mağdur olmaktadırlar.

Elimizdeki somut verilere baktığımız zaman şunu net olarak söyleyebilirim ki yatırımlar konusunda artık geçmişte yapılan hataları görüyoruz, ders çıkarıyoruz, çıkarmalıyız. Dolayısıyla artık hata yapma lüksümüz yok, yapmayacağımıza da yürekten inanıyorum. Aslında kendimizi sınayacağımız bir tabloyla karşı karşıyayız. Geçtiğimiz günlerde Başbakanın da açılışına geldiği, Petkim’e ait 5 Milyar dolarlık bir yatırım söz konusu. Temeli atıldı ve 5 yıla kadar tamamlanması bekleniyor.

Ben bu yatırımı geçmişten ders çıkarıp çıkarmadığımızı görebilmek için bir sınav olarak görüyorum. Bu sınavı hem Petkim’in, hem de devletin başarı ile geçeceğine de inanıyorum. Temel atma töreninde 5 yılda bitmesi planlanan rafineri yapımında 10 Bin kişinin çalışacağı kamuoyu ile paylaşıldı. Vatandaşlarımız kadar bizler de Oda olarak bu habere hem heyecanlandık hem de sevindik. Yatırımı yapanlar bu 10 Bin kişinin kalacağı yerleri belirleyecek, oluşturacak, bu insanların ailelerinin tedavi olmaları ya da sağlıklarını koruyabilmeleri için hastane planlayacak ve çocuklarının eğitim ihtiyaçlarını karşılayabilmek için okul yapılacak. Kesin hükümlerle konuşuyor olmam yanlış anlaşılmasın. İnançlarım doğrultusunda, öyle olacağına inandığım için bu şekilde konuşuyorum.

Az önce de dediğim gibi Petkim’in bu sınavı başarıyla geçeceğine inanmak istiyorum. Biliyorum ki böyle önemli noktadaki kimseler hem planlamalarını hem de yatırımlarını tüm kapsamıyla, geniş bir çerçevede oluştururlar. Sacayağının birini eksik bırakmazlar. Sonuçta yatırımın sadece ticari değil, sosyal yönünü de düşünürler ki düşünmeleri de gerekir.

Son olarak söylemek istediğim, bizler Oda olarak yasal yükümlülüklerimiz ve sorumluluklarımız çerçevesinde bu yatırımın hem takipçisi hem de destekçisi olacağız. Aliağa’nın ve Aliağa halkının kazanması için ne gerekiyorsa yapmaya çalışacağız.

Petkim’e de bu yatırımında başarılı olmasını, hem topluma hem Aliağa’ya hem de ülkeye fayda sağlamasını diliyorum.

Adnan Saka

Adnan Saka

E-posta: Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir